Son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimler, Bitcoin'in fiyatını baskı altında tutarken, yapay zeka (AI) çılgınlığının yan etkileri dikkat çekici verilerle ortaya çıkıyor. Güney Kore'nin Kospi endeksi, AI patlamasının bir sonucu olarak son dört haftada neredeyse %25 oranında bir düşüş yaşadı.

Seçenek piyasaları, Kospi'nin artık Bitcoin'den en az iki kat daha riskli olarak değerlendirildiğini gösteriyor. Kospi'nin 30 günlük varsayılan volatilite endeksi %81'e yükselirken, Bitcoin'in karşılığı olan BVIV ise yaklaşık %38 seviyelerinde kalıyor. Bu durum, piyasalardaki dalgalanmalara karşı koruma ihtiyacının arttığını gösteriyor.

Koreli perakende yatırımcıların yüksek getiriler peşinde margin trading ve kaldıraçlı ETF'ler aracılığıyla büyük kayıplar yaşadığı bildiriliyor. Son üç ayda toplamda 2 trilyon dolardan fazla bir zorunlu tasfiye gerçekleşti. Bu durum, büyük bir ekonominin hisse senedi endeksinin Bitcoin'den daha fazla dalgalanma göstermesinin, diğer küresel piyasalara bir uyarı niteliğinde olabileceğini düşündürüyor.

Bitcoin destekçileri için, BTC'nin Kospi'den daha istikrarlı olması önemli bir zafer olarak değerlendiriliyor. Ancak, Bitcoin hala S&P 500 endeksine göre iki kat daha dalgalı ve riskli durumda. S&P 500'ün 30 günlük volatilite endeksi ise 20'nin altında seyrediyor.

AI frenzy losing steam leaves bitcoin less volatile than South Korean stocks

Analistler, Bitcoin'in fiyatının baskı altında kalmaya devam ettiğini, ancak bazı olumlu işaretlerin de bulunduğunu belirtiyor. Analitik firması Nansen, jeopolitik gerilimler sırasında genellikle ilk hareket eden ve en büyük boyutlarda işlem yapan cüzdanların, stabilcoin'lere kaymadığını ifade ediyor. Bu durum, geçmişteki Orta Doğu gerilimleriyle tutarlı bir şekilde, kısa vadeli kaldıraçlı uzun pozisyonların tasfiye edilmesinin ardından yeniden birikim sürecinin başladığını gösteriyor.

Ayrıca, Washington D.C.'deki yaklaşan duruşmalara dikkat çekiliyor. Clarity Act'in son testine gireceği ve bu düzenleyici belgenin, sektörde beklenen netliği sağlayacağı ifade ediliyor. Bu durum, kurumsal yatırımcıların beklediği düzenleyici netlik açısından büyük önem taşıyor.